“Türkiye’nin Otomobili 2020’de en önemli küresel markalarımızdan biri olacak”

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı ve Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) Yönetim Kurulu Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin Otomobili’nin 2020’de ülkenin en önemli küresel markalarından biri olacağını belirterek, “Marka lansmanımızı gerçekleştireceğiz. 2021’de fabrikamızı tamamlayıp, açılışını yapacağız. 2022’de de inşallah ilk aracımız banttan çıkmış olacak.” dedi.​TOGG’un Türkiye’nin Otomobili’nin tanıtıldığı “Yeniliğe Yolculuk Buluşması” ve Bilişim Vadisi Resmi Açılış Töreni, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, kabine üyeleri, sivil toplum kuruluşlarıyla sektör temsilcilerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda davetlinin katılımıyla Gebze’de gerçekleşti.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve TOGG Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, buradaki konuşmasında, Türkiye’yi yarım asırlık hayaline kavuşturacak dev bir adım atıldığını dile getirerek, “2017’de TOBB Genel Kurulu’nda, Sayın Cumhurbaşkanımız bize bir çağrı yapmış ve bu işi bizim üstlenmemizi istemişti. Biz de yola çıktık ve babayiğitlerimizi bir araya getirdik. Rabbimize şükürler olsun, verdiğimiz sözün arkasındayız. Bu vatanın bir evladı olarak gurur duyuyorum. Bu işi başaran Türk özel sektörü adına şeref duyuyorum.” ifadelerini kullandı.
Hisarcıklıoğlu, otomotiv sektörünün kabuk değiştirdiğini ve Türkiye için yeni bir fırsat penceresi açıldığını belirterek, ülkenin 1960’larda bu fırsatı kaçırdığını ve Devrim arabasına sahip çıkamadığını söyledi.
Rifat Hisarcıklıoğlu, 2017 yılının Mayıs ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a söz verdiklerini yineleyerek şöyle devam etti: “(Taşın altına elimizi koyarız.) dedik, dalga geçtiler. 2017 Kasım’da ortak girişimimizi kurduk, inanmadılar. 2018 Haziran’da şirketimizi kurduk, güldüler ama pes etmedik, çalışmaya devam ettik. Biliyoruz, daha yolumuz uzun ama bakın, bugün buradayız. Türk özel sektörünün birikimi, enerjisi, vatan sevgisi bu salonda. Niye “Türkiye’nin Otomobili” diyoruz biliyor musunuz? Çünkü bu 82 milyonun otomobili.”
Hisarcıklıoğlu, kendi patentleri için yabancı mühendisleri çalıştıracaklarını belirterek, 15 yılda en az 22 milyar lira tutarında yatırım yapacaklarını bildirdi.
Otomobilin sadece Türkiye’de üretilmeyeceğine dikkati çeken Hisarcıklıoğlu, “Markası, patenti, tasarımı bizim olacak. Lisans almayacağız, lisans satacağız. Montaj yapmayacağız, montaj yaptıracağız. Başkasının patenti için çalışmayacağız.” diye konuştu.  
Hisarcıklıoğlu, TOGG ortakları olarak en az 3,5 milyar lira (500 milyon avro) sermaye taahhüdü vereceklerini, çok büyük bir özveri göstererek, 15 yıllık yatırım döneminde şirketten hiç temettü almayacaklarını söyledi.
-“Ezberleri bozacağız”
4 bin 300’ü doğrudan olmak üzere yan sanayisiyle 20 bin ilave istihdam sağlayacaklarını belirterek, “Rakamlar büyük çünkü hedefimiz büyük. Allah’ın izni, milletimizin inancı, Cumhurbaşkanımızın da liderliğinde ve destekleriyle, biz bu işi başaracağız. 2020’de en önemli küresel markalarımızdan biri olacak, marka lansmanımızı gerçekleştireceğiz. 2021’de fabrikamızı tamamlayıp açılışını yapacağız. 2022’de de inşallah ilk aracımız banttan çıkmış olacak. Ezberleri bozmak kolay değil ama bizler ezber bozmak için buradayız ve ezberleri bozacağız.” dedi.
Türkiye’nin Otomobili ile 4 alanda daha devrim yaptıklarını dile getiren Hisarcıklıoğlu, bunlardan ilki ve belki de en önemlisinin iş birliği modeli olduğunu belirtti.
Kendilerine hep “Türkler ortaklık kuramaz, yürütemez” denildiğini aktaran Hisarcıklıoğlu, “Ama farklı fikirden, farklı sektörlerden babayiğitleri aynı masaya topladık. “Küçük olsun, benim olsun.” demedik. “Büyük olsun, hepimizin olsun.” dedik.” ifadesini kullandı. 
İkinci devrimin beyin göçünü tersine çevirmek olduğunu söyleyen Hisarcıklıoğlu, yıllardır Türkiye’deki nitelikli çalışanlar ve mühendislerin yurt dışına gittiğini, TOGG’un, dünyanın en başarılı Türk yöneticilerinden Gürcan Karakaş’ı Türkiye’ye getirerek, projenin başına geçirdiğini, dünyanın dört bir yanından Türk, Alman, Brezilyalı, Amerikalı, Asyalı 100’lerce beyni, Bilişim Vadisi’ne toplamaya başladıklarını bildirdi.
Hisarcıklıoğlu, üçüncü devrim olarak, ilk defa dünyada teknolojide başa oynadıklarını vurgulayarak şunları kaydetti: “Şimdi elektrikli araba yapıyoruz. Hem de bugün Amerika’da, Avrupa’da, Çin’de ne yapılıyorsa aynısını, onlarla aynı zamanda yapıyoruz. Dünyada dizel araçlar yasaklanırken, küresel ölçekte temiz ve çevreci bir ürün geliştiriyoruz. Son değişim de sanayi politikasında gerçekleştirildi. Eskiden devlet teşvik verirdi, yatırımcıyı beklerdi. Artık devlet hedef veriyor. Atılacak adımları, verilecek destekleri kamu-özel sektör birlikte belirliyor. Avrupa Birliği ve Çin, 2020 sonrası tüm sanayi stratejilerini bunun üzerine kurdu. Bu çalışma biçimini, savunma sanayisi dışında ilk defa bu projede uyguladık. “
– “Yeni bir meydan okuma”
“Türkiye’nin Otomobili”nin sadece yerli marka araba üretmek anlamına gelmediğini söyleyen Hisarcıklıoğlu, “Bir otomobilden daha fazlasıdır, teknolojik dönüşümdür, dijital ekonomiye geçiştir, tek başına 20 bin ilave istihdamdır, 7,5 milyar dolar daha az cari açıktır, gayri safi milli hasılaya 50 milyar dolar katkıdır. Yani Türkiye’nin Otomobili yeni bir meydan okumadır.” dedi.
Hisarcıklıoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği desteğe işaret ederek, “Başta Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Mustafa Varank ile Hazine ve Maliye Bakanımız Berat Albayrak olmak üzere, önceki dönem birlikte çalıştığımız Faruk Özlü Bakanımız, bakan yardımcılarımız ve bürokratlarımız, bu projeye inandı, tam destek verdiler.” diye konuştu.
Bu işe inandıklarını vurgulayan Hisarcıklıoğlu, şunları ifade etti: “Taşın altına elimizi, gövdemizi koyduk. Bu daha başlangıç, yolumuz uzun. Türk girişimcisi olarak daha büyük hedeflerin peşindeyiz. İcat çıkaran, teknoloji ihraç eden bir Türkiye. Eski köye yeni adet getiren bir Türkiye. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize hedef gösterdiği, muasır medeniyetler seviyesini yakalayan bir Türkiye. Allah Türkiye’nin Otomobili’nin tekerine taş değirmesin.”
Hisarcıklıoğlu, TOGG ortakları olan babayiğitleri de sahneye çağırdı. 
Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu, Hisarcıklıoğlu’nun Türkiye’nin Otomobili yatırımı için yaptığı daveti hatırlatarak, “(Var mısınız?) dedi. Biz de ‘Ülkemiz için varız, var olmaya da devam edeceğiz.’ dedik.” ifadesini kullandı. 
Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akça da Türkiye’nin Otomobili’nin hayırlı olmasını diledi.
Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan “Grup olarak Türkiye’nin Otomobili’nin bir parçası olmaktan büyük mutluluk, onur duyuyoruz. Büyük bir cesaretle yola çıktık, önemli bir aşama kaydettik. İnşallah 2 sene sonra üretimimizi tamamlayıp ilk ürünümüzü piyasaya verdiğimizde hep beraber bu mutluluğu yaşayacağız.” dedi.
BMC Yönetim Kurulu Üyesi Talip Öztürk de firma olarak TOGG’a her zaman tam destek vereceklerini kaydetti. 
-Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşmasına, “Bugün ülkemiz için tarihi bir güne, Türkiye’nin 60 yıllık rüyasının gerçeğe dönüşmesine hep birlikte şahitlik ediyoruz.” diye başlayarak, yıllardır Türkiye’nin kendi otomobilini üretmesi gerektiğini, montajcılıktan çok daha iyisine layık olunduğunu hep dile getirdiklerini aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkeyi 350 bini bile bulmayan otomotiv üretim potansiyelinden, 1,5 milyonun üzerinde bir otomotiv üretim seviyesine çıkardıklarını belirtti. 
Bu sektördeki ihracatın 32 milyar dolara ulaştığını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti: “Ama maalesef kendi otomobilimizi üretme çabalarımızdan uzun süre netice alamadık. Bu konuda birçok adım attık, girişimde bulunduk. Bizim hayalimiz, tüm hakları ülkemize ait olan, tasarımcılarımızın ve mühendislerimizin emekleriyle yoğrulan, milli teknolojilerle üretilen, dünyaya adımızı duyuracak bir otomobile sahip olmaktı. Bunun için de bir babayiğit arıyorduk. Nihayetinde milletimizin bu hayaline gönül veren, elini taşın altına koyan babayiğitler ortaya çıktı ve Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu’nu kurdu. Kendilerine şahsım, milletim adına çok teşekkür ediyorum. Sadece işine odaklanmış profesyonel bir ekip kurup çalışmalarını bugünlere getirdiler. Bu iş için 100’ün üzerinde Türk mühendis gecesini gündüzüne kattı, evinden, çoluğundan, çocuğundan ayrı kalma pahasına çalıştı, çabaladı. Bunların bir kısmı da yurt dışındaki prestijli işlerini bırakıp sırf bu projede yer almak için büyük bir heyecanla vatanlarına dönen arkadaşlarımızdan oluşuyor ki CEO’muz böyle bir arkadaşımız. Kendisine özellikle teşekkür ediyorum.”
– “Yaklaşık 60 yıldır bu hayalin peşinde koştuk”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu süreçte sessiz ama derinden gidildiğini ifade ederek, “İşte bugün ön gösterim araçlarını tam da 2 sene önce söz verdiğimiz gibi ilk kez sizlerle paylaşıyoruz.” dedi. İçinde bulunulan mekanı da özellikle seçtiklerini vurgulayan Erdoğan, alanın Türkiye’nin Bilişim Vadisi, Türkiye’nin yarınlarını şekillendirecek teknoloji üssü olduğunu söyledi.
Erdoğan, aslında bu tarihi günde iki mega projeyi aynı anda hayata geçirdiklerine işaret ederek, hem Bilişim Vadi’sinin resmi açılışını gerçekleştirdiklerini hem de otomobilin ön gösterim araçlarını paylaştıklarını kaydetti.
Bu vesileyle Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği başta olmak üzere projede emeği geçenlere teşekkür eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin yerli ve milli otomobil arayışı malum yeni değil, yaklaşık 60 yıldır bu hayalin peşinde koştuk. İlk yerli otomobil denemesi olan ‘Devrim’in hikayesi aynı zamanda bize hayallerimizin nasıl kabusa dönüştürüldüğünün de örneğidir. İşte dışarıda ‘Devrim’ otomobilini gördük. Daha önce uçak yapan, motor geliştiren, silah üreten müteşebbislerimizin başına ne gelmişse ‘Devrim’ otomobilinin başına da aynısı gelmiştir. Kimin adına çalıştığı, kimin sesi olduğu, kimin çıkarını koruduğu artık gün gibi aşikar olan birileri çıkıp diğer projeler gibi bunun da hem psikolojik hem de fiili olarak sabote edildiğini görüyoruz. Kayseri’deki uçak fabrikasına sipariş verilmesine, dışarıdan alınan siparişlerin de ihraç edilmesine engel olan zihniyet bugün de unutmayalım yine faaliyetteler, çalışıyorlar. Zor şartlarda kurduğu silah fabrikasında hayranlıkla takip edilen üretimler yapan kişiyi fabrikasıyla beraber havaya uçuranların amacının ne olduğunu zaman içinde hep birlikte gördük. Türkiye’nin kendi motorunu üretmesi için canlarını dişlerine takarak çalışanların emeklerini zayi edenler, aynı kafayla bugün de bizim karşımıza dikiliyor.”
– “Kaybettiğimiz 65 yılın hesabını sormayı da milletimize bırakıyoruz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Devrim otomobili için harekete geçildiğinde “Türkler otomobil üretemez” diye bir kampanya başlatıldığına dikkati çekerek, şöyle devam etti: “İşin ilginç yanı dönemin Sanayi Bakanını da bu kampanyaya katılmış olmasıdır. Yerli otomobilin hem teknolojik olarak üretilemeyeceğini hem de yeterli pazarı olmadığını söyleyenler birkaç yıl sonra Batılı firmaların ülkemizde kurdukları otomobil fabrikalarını alkışlayarak karşılamışlardır. Nerelerden geçmişiz. Halbuki tam da otomobil piyasasının canlanmaya başladığı bir dönemde bu teşebbüs başarıyla hayata geçirilebilseydi bugün Türkiye bambaşka yerde olurdu. Daha önceki uçak, silah, motor projelerinin sürdürülmesi halinde de bugün bambaşka bir yerde bulunacaktık. Gümüş motor teşebbüsünden 65 yıl sonra hala motorumuzu kendim üretemiyor olmanın sancılarını çekiyoruz. Bu vesileyle ülkemizin ilk motor fabrikası teşebbüsünü başlatan, sanayileşme fikrinin yılmaz savunucusu Necmettin Erbakan hocamızı da rahmetle, minnetle yad ediyorum. İnşallah farklı kurumlarımız nezdinde başlattığımız projelerimiz sonuçlandığında birkaç yıl içinde her türlü ihtiyacımızı karşılayacak şekilde motor meselesini de kökten çözmüş olacağız. Kaybettiğimiz 65 yılın hesabını sormayı da milletimize bırakıyoruz. Size bırakıyoruz.” 
Devrim otomobilinin benzini olmadığı için yolda kalmasını projeyi boğma kampanyasına çevirenlerin, Türkiye’nin otomobili için de aynı şeyi yapmaya çalışacağını dile getiren Erdoğan, “Ama bu kez izin vermeyeceğiz. Devrim otomobilinin önünü kesmeyi başardılar ama şimdi yaptığımız devrin otomobilinin önünü inşallah kesemeyecekler.” diye konuştu.
Yeni teknolojilerin en verimli ve en önemli bileşenin yazılımlar olduğunun altını çizen Erdoğan, katılımcılara şöyle seslendi: “Yazılımda bir sıçramayı burada yaşayacağız. Bunun için 170 bini aşan yazılımcı sayımızı, hızla 500 binin üzerine çıkaracağız. Çocuklarımıza yazılım geliştirme yetkinliği kazandırmak için eğitim öğretim faaliyetlerini daha da artıracağız. Bilişim Vadimiz, açacağımız yeni nesil yazılım okullarından birine de aynı zamanda ev sahipliği yapacak. Teknoloji şirketleri, sivil toplum kuruluşları ve ilgili kurumlarımızla birlikte çalışıyoruz. Bilişim Vadisi, Açık Kaynak Platformu’nun da aynı zamanda merkezi olacak. İşte tüm bu avantajlarından dolayı Bilişim Vadisi, Türkiye’nin Otomobili Projesi’ne de ev sahipliği yapıyor. Otomobilimizin fiziken üretileceği fabrika ise bu endüstrinin kalbinin attığı Bursa’da olacak. Merak ediyorsunuz, ‘Bursa’da neresi olacak?’ diye. Onun da müjdesini vereyim. Gemlik’te Silahlı Kuvvetlerimize ait olan büyükçe bir yerimiz var. Yaklaşık 4 milyon metrekarelik bu alanın inşallah şu anda takribi 1 milyon metrekaresini buraya tahsis edeceğiz ve süratle de inşallah fabrikamızın orada yapımına başlayacağız. Bu yatırımın Gemlik, Bursa’ya hayırlı olmasını diliyorum.”
Erdoğan, fikri ve sınai hakları Türkiye’ye ait olan araçla birlikte dünyanın rekabetçi bir Türk markasıyla tanışmış olacağını söyledi.
Bu markaya ilişkin tüm stratejik kararların Türkiye tarafından alındığını, fikirlerin Türk mühendisleri tarafından hayata geçirildiğini ifade eden Erdoğan, “Atılan adımlar için kimseden lisans ve icazet almıyor, her türlü teknik özelliği kendimiz belirliyoruz. Başka bir ifadeyle oyunun kurallarını artık biz koyuyoruz. Suriye’de biz koyuyoruz. Libya-Türkiye arasında biz koyuyoruz. Silahlı, özellikle savunma sanayisinde biz koyuyoruz. Şimdi burada da yine biz koyuyoruz.” diye konuştu.
Dünya otomotiv sanayisinin yeni bir yol ayrımında olduğunu, yaşanan değişimlerin takip edildiğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti: “Elektrikli otonom ve ağ bağlantılı teknolojilerin liderliğinde yeni üretim modelleri ortaya çıkıyor. Şu an bu yarışta herkes eşit şartlarda. İhracatı 32 milyar doları bulan otomotiv sektörümüzü bu değişime adapte etmek zorundayız. Ağırdan alamayız. Hızla bunu yakalayacağız. Yapay zeka her alanda olduğu gibi otomobillerde de giderek öne çıkıyor. Sanayimizi tüm unsurlarıyla bir sonraki çağa şimdiden hazırlamak istiyoruz. Türkiye’nin Otomobili projesindeki teknoloji birikimimiz diğer pek çok sektörün de önünü açacak, aynı zamanda ateşleyicisi olacaktır. Bunun için hata yapma lüksümüz yoktur. Kuralları koyan biz olduktan sonra bu çalışmada kimlerden destek aldığımızın, kimleri çalıştırdığımızın da bir önemi kalmıyor. Bu konudaki kinayeler ya cehaletin ya husumetin ya da öz güvensizliğin ürünüdür. Türkiye’nin en güzide kurumlarından yetişmiş mühendisler şu an yerli otomobilin matematik modellemeleri ve dayanıklılık testleri üzerinde çalışıyor. Sınıfının en geniş iç hacimli, en yüksek performanslı ve en uygun maliyetli aracını inşallah üreteceğiz. Aracımız sıfır emisyonla çalışarak çevreyi hiç kirletmeyecek. Seri üretime geçtiğimizde, Avrupa’nın klasik olmayan, doğuştan elektrikli ilk ve tek SUV modelinin inşallah sahibi olacağız.”
Üretime geçtikten 3 yıl sonra binek otomobillerde Türkiye’de en yüksek yerlilikte üretilen tek markanın Türkiye’nin Otomobili olacağını vurgulayan Erdoğan, “Geçenlerde televizyonlarda izlediniz mi, İstanbul’da şoförler odası açıklamasını yapıyor. ‘Biz 2020’nin sonuna kadar araç almayacağız, üretimi bekleyeceğiz, üretim yapıldığı andan itibaren kendi yerli otomobilimizi alacağız.’ diyor. 2022 yılında tüm Türkiye’de şarj altyapımız da hazır olacak. Tüm kurumlarımız bu al yapı için hazırlıklara şimdiden başladı. Dolayısıyla bu otomobil yerli ve millidir. Ama yerlilikten ve millilikten anlamayanlar var. Onlar bizi hiç ilgilendirmez. Biz işimize bakacağız. Hiç kimse bu gerçeği perdelemeye çalışmamalı.” diye konuştu.
Erdoğan, tüplü televizyonlardan panel televizyona geçilirken eski oyuncuların önemli bir kısmının devre dışı kaldığını, yeni oyuncuların yükselişe geçtiğini belirterek, aynı şekilde tuşlu telefonlardan akıllı telefonlara geçerken de benzer bir sürecin yaşandığını anlattı.
“Türkiye’nin Otomobili’ni elektrikli olarak üreterek geçmişin veya bugünün değil, doğrudan geleceğin teknolojisine uzanıyoruz.” diyen Erdoğan, tasarımıyla, bataryasıyla, şarj istasyonlarıyla bu otomobil projesiyle ülkeyi geleceğin dünyasına hazırladıklarını kaydetti.– “Küresel bir marka peşindeyiz”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dünyada bunu yapabilen pek az ülke olduğunu dile getirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye daha en başından elektrikli otomobil alanına girerek herkesten bir değil, birkaç adım birden öne geçiyor. Bu otomobili sadece kendi ihtiyaçlarımız için üretmiyoruz. Biz küresel bir marka peşindeyiz. Avrupa gibi yakın pazarlardan başlayarak tüm dünyada bu otomobili yollarda gördüğümüz gün hedefimize ulaşmış olacağız. Üretim ve ihracat stratejimizi buna göre belirliyoruz. Milletimizin de bu araca sahip olmak için sabırsızlıkla beklediğini biliyorum. Bu otomobilin ticari olarak satışa sunulacağı 2022 öncesinde milletimizin projeye ve milli teknoloji hamlesine olan desteğini göstermek üzere ön satış süreci başlatılabilir. Dünyada benzer projelerde kullanılan bu yöntemi ülkemizde de hayata geçirebiliriz. Milletimizin ön satışta ortaya koyacağı taleple bu projeye sahip çıkacağına yürekten inanıyorum. Recep Tayyip Erdoğan olarak şahsın adına ilk ön siparişi de buradan veriyorum. Bu proje için tüm cesaretini ve azmini ortaya koyan babayiğitlerimize teşekkür ediyorum.”
Erdoğan, özel sektör koordinasyonunu yürüten TOBB ile kamu tarafındaki koordinasyondan sorumlu Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile emeği geçenlere teşekkür ederek, şunları kaydetti: “Bu süreç içerisinde ülkemizin 60 yıllık hayalini gerçekleştiren kahramanlar unutmayın sizler olacaksınız. Adınız tarihe geçecek. Gelecek nesiller sizin başarınızı konuşacaklar. Cumhurbaşkanlığı olarak ilk günden beri olduğu gibi bundan sonra da hep yanınızda yer alacağımı ifade ediyorum. Attığınız her adımı bizzat takip ediyorum. Rabb’imin izniyle Türkiye önümüzdeki dönemin yükselen değeri, attığı adımlar merakla takip edilen ülkesi olacaktır. Kendimize inandığımızda, kendimize güvendiğimizde aşamayacağımız hiçbir engel bulunmuyor.” 
Erdoğan, girişim grubunda yer alan şirketleri ve projede görev alan ekibi tebrik etti.-Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Türkiye’nin 2002’de düşük sektörel çeşitlilikle 36 milyar dolarlık ihracat yapabilen bir sanayi altyapısına sahip olduğunu, özel sektörü yenilikçiliğe, girişimciliğe ve Ar-Ge’ye teşvik edecek mekanizmaların olmadığını söyledi. 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde 17 yılda güçlü bir Ar-Ge ve girişimcilik ekosistemi oluşturulduğuna dikkati çeken Varank, “Bugün artık 170 milyar dolara ulaşan bir ihracat hacmine sahibiz. Hemen hemen her sektörde üretim yapabiliyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında sıfırdan kurduğumuz bin 500’ün üzerinde Ar-Ge ve tasarım merkezi ile 85 teknopark, yeni fikirlerin ürüne dönüşmesine ev sahipliği yapıyor.” diye konuştu. 
Bakan Varank, Türkiye’nin özellikle savunma sanayisinde tüm dünyanın konuştuğu yeni bir başarı hikayesi yazdığını vurgulayarak, bu alanda yüzde 20’lerde olan yerlilik oranının yüzde 70’lerin üzerine çıktığını ifade etti. 
Türkiye’yi her alanda yüksek teknoloji üreten ve teknolojiye yön veren ülkelerden biri haline getirmek istediklerini, Milli Teknoloji Hamlesi ruhuyla hazırlanan 2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi’nin de bu vizyonun bir parçası olduğunun altını çizen Varank, şöyle konuştu: “Bugün ekonomik ve teknolojik bağımsızlığımızı güçlendirme yolunda, ülkemizin en büyük teknoparkı Bilişim Vadisi’ni resmen açıyoruz. Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubuna ev sahipliği yapan bu merkezdeki birçok girişim, kritik yerli ve milli teknolojilerin öncüsü olacak. Bilişim Vadisi’nin paydaşları olan kamu, üniversite, sanayi ve sivil toplum kuruluşları güçlü bir sinerji oluşturacaklar. Buradaki somut projelerle, küresel markalarımızın oluşmasını ve değeri milyar dolarla ölçülen Türk girişimlerinin ortaya çıkmasını sağlayacağız. Yoluna daha büyük adımlarla devam edecek olan Bilişim Vadisi, inanıyorum ki ülkemizin 21. yüzyıldaki konumunu güçlendirecek.”
Varank, Türkiye’nin en güzide şirketlerinin bir araya gelerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın himayesinde Türkiye’nin Otomobilini dünyaya tanıttıklarını belirterek, şunları kaydetti: “Her biri birbirinden tecrübeli parlak zihinler burada, Bilişim Vadisi’ndeki Ar-Ge merkezinde bu otomobili geliştiriyorlar. Bu otomobil, tüm fikri ve sınai mülkiyet haklarıyla, mühendislik kararlarıyla Türkiye’nin otomobilidir. Bu otomobilden kazanılan her kuruş, Türkiye’nin kazancıdır. Bu gurur, 82 milyon vatandaşımızın, Türkiye’nin gururudur. Türkiye’nin Otomobili, sadece bir araba üretme projesi de değildir. Türkiye’nin yeni fırsat pencerelerini yakalama hamlesidir.”
Otomotiv sektörünün köklü bir değişim sürecinden geçtiğine dikkati çeken Varank, bağlantılı, otonom ve elektrikli otomobil pazarının köklü markaların yanında yeni girişimlere çok büyük fırsatlar sağladığını anlattı. 
Varank, “Bugün, elektrikli ve bağlantılı araçlar, toplam araç satış gelirlerinin yalnızca yüzde 1’ine sahipken, 15 yıl sonra bu oran yüzde 40’lara çıkacak. Bu otomobilleri ve beraberindeki mobilite ekosisteminin içereceği tüm kritik teknolojileri özgün olarak geliştirme imkanımız var. İşte Türkiye’nin Otomobili ile küresel piyasada rekabet edecek markamızı oluşturuyor, sektörün geleceğinde ‘biz de varız’ diyoruz. Böylece otomotiv sektöründeki 32 milyar dolarlık ihracat kapasitemizi ve istihdam hacmini daha da yukarılara çekeceğiz.” diye konuştu.
-Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu Üst Yöneticisi Gürcan Karakaş
Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) Üst Yöneticisi (CEO) Gürcan Karakaş, “Yeniliğe çıktığımız yolun aynı zamanda yeni bir lige de çıkmak olduğunun altını çizmek isterim” dedi.
Otomobili geliştirmek için çok doğru bir zamanda yola çıkıldığını anlatan Karakaş, otomotiv alanında dünyada oyunun kurallarının yeniden yazıldığını söyledi.
Otomobil kullanıcılarının beklentilerinin değiştiğini aktaran Karakaş, “Otomobil, akıllı bir cihaza dönüşmekte. Akıllı bir cihaza dönüşen otomobil yaşam alanı olarak kullanılabilmekte. Otonom gidebilen bir araç… Biz buna kısaca şöyle diyoruz: Cep telefonunun başına gelen otomotivin de otomobilin de başına gelecek.” diye konuştu.
Karakaş, dünyada; sosyal, yasal ve teknolojik boyutta bazı mega trendlerin bulunduğunu ifade ederek, “zamanı doğru mu”, “geç kalmadınız mı” sorusunun kendilerine çok sık sorulduğunu söyledi.
Otomotiv endüstrisinde yaşanan dönüşüm nedeniyle doğru bir zamanlama seçtiklerini aktaran Karakaş, şöyle konuştu: “Otomotiv trendlerinden kısaca bahsetmek istiyorum. Otomotiv teknolojilerinde elektrikli araçların daha uzun menzilli, fiyat cazibesi açısından daha erişilebilir noktaya gelmesinden sonra nesnelerin interneti (IoT) ile bağlantılı otomobiller söz konusu. İnternetin otomobilde değil, otomobilin kendisinin internette olduğu bir dünyadan bahsediyoruz. 
Dolayısıyla şehirlerimiz de akıllandıkça, evlerimiz akıllandıkça, fabrikalarımız akıllandıkça otomobilimiz bir yaşam alanına dönüştü. Her bir şeyin iç içe girdiği, her şeyin bağlantılı olduğu bir alana dönüşüyor. Bu nedenle biz diyoruz ki doğru zamanda yola çıktık. Çünkü oyunun kuralları değişirken başarılı olmanın kuralları da değişiyor. Artık eskiden olduğu gibi büyükler değil, çevik olan, yaratıcı olan, iş birliği yapabilen ve kullanıcıyı faaliyetlerinin merkezine koyan şirketler, organizasyonlar başarılı olabiliyor.” 
Karakaş, yola çıkarken, fikri sınai mülkiyeti yüzde 100 Türkiye’ye ait olan, en güncel halde küresel bir marka yaratmayı hedeflediklerini söyledi.
Elektrikli araçlar dünyasındaki gelişmeleri değerlendirerek “doğuştan elektrikli” bir otomobil geliştirmek istediklerini anlatan Karakaş, “Sadece ülkemizde değil tüm dünyada otomobilimizi rekabet edebilir duruma taşımak istiyoruz… hedefimizin nihai kısmı da; biz 2022’nin ikinci yarısında piyasaya girdiğimizde Avrupa’nın küresel olmayan ilk SUV üreticisi olmak istiyoruz. İkinci hedefimiz, Türkiye’nin mobilite ekosisteminin çekirdeğini oluşturmak istiyoruz.” dedi.
Gürcan Karakaş şöyle konuştu: “Bir otomobilden fazlası’ derken tabii ki biz de bir otomobille başlıyoruz. Önce konsepti geliştirmesi, üretimi, satış sonrası… Ama başından itibaren biz bu otomobili 2025’ten sonrası, akıllı cihazları düşünerek geliştiriyoruz. Elektrik-elektronik mimarisini şimdiden tasarlıyoruz. Dolayısıyla bu akıllı cihazlarımız akıllı şehirler içerisinde yeni çözümler üretebilen, artı, mobilite hizmetlerine baz oluşturabilen, veri tabanlı hizmetlerde iş imkanları sağlayan ve akıllı şebeke-şarj imkanlarıyla da daha fazla iş imkanı sunan bir sistemden bahsediyoruz.” 
Karakaş, “Nasıl başaracaksınız?” sorusunun kendilerine çok sorulduğunu dile getirerek, proje için yoğun bir mesai harcadıklarını kaydetti.
“Bu projeye başlamadan önce 18 şirketi inceledik.” diyen Karakaş, “İyi yönleriyle, kötü yönleriyle. Neden başardılar, neden başaramadılar… Ve bu bağlamda 15 yıllık kapsamlı bir plan hazırladık ve hemen akabinde işinin ehli, işine adanmış, daha önce de dediğim gibi sadece bir akşama mahsus değildi biz aylardır heyecandan uyuyamıyoruz…” değerlendirmesini yaptı.
Gürcan Karakaş, tüm faaliyeti müşteri, kullanıcı ve tüketiciyi ön planda tutarak yaptıklarını aktararak, şunları kaydetti: “Bizim rakiplerimiz büyük organizasyonlar değil, start up-girişimci seviyesinde olan rakipler. O nedenle bizim de çevik bir organizasyon yapısına sahip olmamız gerektiğini düşünüyoruz. Tüm bunları yaparken ve küresel rekabetten bahsederken bizim dünyanın en iyileriyle çalışmaktan başka bir lüksümüz var mı? Yok. Dünyanın en iyilerini Türkiye’de bulduğumuz zaman Türkiye’de, henüz yoksa yurt dışından bularak know-how’ı transfer edene kadar beraber çalışıyoruz. Etrafımızda oluşturmaya çalıştığımız bu dünyanın en iyileri kimdir? Pazar ve müşteriden başlıyoruz. Hedef kitlemizi çok iyi bildiğimiz için araştırma şirketlerinde Türkiye’nin en iyilerinin Avrupa’nın da en iyileri olduğunu gördük. O şekilde başladık. İsimlerine girmemize gerek yok. Bize hala ‘Siz ciddi misiniz? Sizin fabrika yapacak yeriniz var mı?’ gibi sorular geliyor.”
Aylardır Türkiye’deki yan sanayiciler ve tedarikçilerle beraber çalıştıklarına işaret eden Karakaş, şu değerlendirmelerde bulundu: “Şarj altyapısı ne durumda’ konusunda bakanlıklarımızla beraber ortak çalışıyoruz. 2022 yılında Türkiye’nin şarj altyapısı sorununun çözüleceğine inanıyoruz. Buraya neden geldik? Bilişim Vadisi’ne neden geldik? Çünkü her şeyden önce Türkiye’deki otomotivin merkezi için Gebze-Kocaeli-Bursa… Oraya geldik. Fabrikamızı da çok yakınlara konumlandıracağız. Bilişim Vadisi’nde iş birliği olarak, girişimciler olarak ihtiyacınız olan altyapıyı bulduğumuz için de onlarla beraber Türkiye’nin mobilite ekosistemini burada kurup büyüteceğiz. Nelerde fark yaratacağız? Bizim farkımız ne olacak? Her şeyden önce biz ortaklık yapımızla bir ekosistem kurduk. Sıfır emisyon araçlar için sıfırdan başladık. Akıllı bir cihaz. Türk mobilite şirketi ilk defa Türkiye’de geliştiriliyor.”
Karakaş, ürün gamında 15 sene içerisinde 5 model olacağını vurgulayarak, şu bilgileri verdi: “İlk 2 senede SUV’la başlayıp, akabinde 18-24 ay içerisinde C segment sedanımızı getireceğiz. Bunların hepsini teknik olarak aynı platformda geliştireceğimiz için rekabetçi gücümüzü artıracağımızı düşünüyoruz. Neden SUV seçtik? Birincisi dünyanın en büyük segmenti. Türkiye’nin de önümüzdeki 5 senede büyüyecek en büyük segmenti. Şu anda yüzde 95’i ithal olan bir segment. Kullanıcılar tarafından en çok arzu edilen araç tipi. Aile için de uygun. Geniş ve konforlu. Bir marka oluşturmak için de en uygun segment olarak görüyoruz.
Marka sürecini çok hızlı şekilde müşteri, hedef kitle ve profesyonel bir yaklaşımla araştırdık ve marka özümüzü tanımladık. Bunu yaparken müşterimizin bilinç altına indik, onların beklentilerini aldık. Müşterilerimiz; özgün, güçlü, özgüvenli, dönüşen-dönüştüren, samimi ve yenilikçi bir marka bizden bekliyor. Bu markanın isimlendirme ve adlandırma sürecini önümüzdeki senenin ortasında tamamlamayı düşünüyoruz. Bunu yaparken hedef pazarlarımızla testlerimizi yaparak ilerleyeceğiz.”
Karakaş, Türkiye’nin Otomobilinin özgün tasarıma değinerek, “Biz otomobilimize dışarıdan baktığımız zaman yalın ve prestijli, dinamik ve keskin, içerisine girdiğimiz zaman teknolojik ve yenilikçi, kültürümüzden ilham almış ögeleri barındıran bir tasarım çerçevesinde oluşturduk.” diye konuştu.
Ürüne bakıldığında 200 beygir ve 400 beygirlik iki alternatifin olacağını ifade eden Karakaş, şunları kaydetti: “Aracımızı arkadan itişli veya çift motor dört çeker olarak düşündük. 200 beygirli aracımız ile 7,6 saniyede, 400 beygirli aracımız ile 4,8 saniyede aranızdaki hızseverleri resmen koltuğa yapıştıracağız. 500 kilometre menzil ve hızlı şarj ile 30 dakikanın altında şarj imkanı sağlıyoruz. Akıllı bağlantı, yazılımların internet üzerinden güncellenmesi otomobilimizde standart olarak sunulacak. Aynı zamanda otonom sürüş seviyesi 3’e hazır bir teknoloji ile yola çıkıyoruz. En çok önemsediğimiz konulardan birisi sürüş güvenliği. Şimdiden 2022 yılında oluşacak teknik spesifikasyonlara hazırlanıyoruz. Bunu yaparken her türlü simülasyonları, öngörüleri başından itibaren düşünerek, ürün geliştirme sürecini de kısaltacak şekilde ilerliyoruz.”

Türkiye’nin Otomobilinin “en”lerine işaret eden Karakaş, “Segmentinde en uzun aks mesafesi olan otomobilden bahsediyoruz. En geniş iç hacme ve en yüksek performansa sahip olacak. Toplam sahip olma maliyetinde ise elektrikli araç olmanın verdiği avantaj ile en uygun araç olacak. 2022 yılında seri üretime başladığımızda bizim şirketimiz ödenmiş öz sermayesi en yüksek otomobil şirketi olacak.” dedi.
Karakaş, teknoloji odaklarına dikkati çekerek, şunları kaydetti: “Teknoloji odağımızda özgün teknoloji var. Örneğin bataryasını sıfırdan geliştirdiğimiz, hiçbir yerden almadığımız, hiçbir yerden lisanslamadığımız tamamıyla bizim ihtiyaçlarımıza uygun bir teknoloji. Yetkinlik… Ülkemizde savunma sanayinde mükemmel mühendislerimiz var. Savunma sanayisindeki örneğin, bir helikopterin, uçağın modellemesini otomobilimize taşıdık. Otomobilimizin modellemesiyle bir sürü simülasyonu çok hızlı ve etkin şekilde yapabiliyoruz. Dönüşüm… Teknoloji ile beraber ilerleyerek ve gelecekteki tüketicinin ihtiyaçlarını düşünerek otomobilden fazlasını yapmak üzere dışarıda fuayede gördüğünüz, evinizdeki aletlerle bağlanabilen bir teknolojiden bahsediyoruz. Farklılaşma küçük teknolojilerle… Örneğin holografik asistan gibi, navigasyon sistemini ve ulaştırmadaki bazı bilgilendirme sistemlerini yerinden oynatacak sistemlerle farklılaşmak istiyoruz.”
“Türkiye’nin Otomobili’ ne demektir?” sorusunu yanıtlamak istediğini vurgulayan Karakaş, “Her şeyden önce Türkiye’nin küresel bir markasıdır. Kararlarını bağımsız verebilen, direksiyonunda bizim oturduğumuz ve ekosistemini kendisi oluşturabilen bir şirkettir. Teknolojisini ülkemizin diğer teknolojileriyle birleştirerek bir sonraki seviyeye ulaşmasında liderlik, öncülük edebilecek altyapıyı ve uygulama alanlarını getirmektedir. Her şeyden önemlisi fikri sınai mülkiyet haklarının yüzde 100’ü Türkiye’ye ait olan bir otomobil demektir. Doğru zamanda doğru yola çıktığımızı söylemiştik, aynı zamanda ‘Doğru yerde mi yola çıktınız?’ diye sorarlar. Evet. Yetkinliklerimize, pazarımıza baktığımızda ‘Doğru yerde yola çıktık’ diyoruz. Yeniliğe çıktığımız yolun aynı zamanda yeni bir lige de çıkmak olduğunun altını çizmek isterim.” şeklinde konuştu.